İslam dünyası, Ramazan-ı Şerif'i karşılamanın ve bayram hazırlıklarının yanı sıra, cuma günlerini de ibadetle dolduruyor.
Müslümanlar, haftanın en kutsal ibadetlerinden biri olan cuma namazı öncesinde camilerde dinlenecek olan hutbenin temasını araştırıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı, her hafta farklı konularla hazırlanan hutbeler aracılığıyla topluma hem manevi hem de sosyal mesajlar vermeye devam ediyor.
Bu haftanın hutbesinin başlığı "Zekat ve Fıtır Sadakası" olarak belirlendi.
Aşağıda, Diyanet tarafından yayımlanan 3 Mart 2026 tarihli cuma hutbesinin tam metnini ve konusunu bulabilirsiniz...

3 MART 2026 CUMA HUTBESİ METNİ
Kıymetli Müslümanlar!
Sahip olduğumuz mallar ve tüm varlıklarımız, Yüce Allah tarafından bizlere verilen birer emanet niteliğindedir. Bu emanete teşekkür etmenin yolu; mallarımızı ihtiyaç sahipleri, yetim çocuklar ve kimsesizlerle paylaşmaktır. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşme şekli zekât ve fıtır sadakasıdır.
Değerli Müminler!
Zekât, İslam dininin beş ana şartından birisidir. Bu ibadet yalnızca bir bağış olmayıp, doğrudan Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir yükümlülüktür. İnsanların mallarını eksiltmek yerine bereketlendiren ilahi bir nimet olarak kabul edilir. “Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır” ifadesinde de belirtildiği üzere, zekât vermek, onları minnet altında bırakmak değil, onlara haklarını teslim etmektir.
Kıymetli Müslümanlar!
Zekât, müminler arasında yardımlaşmayı pekiştirir, rahmet ve şefkat bağları oluşturur; toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirir. Kardeşlik hissinin, evlerde ve sofralarda yaşanmasına katkıda bulunur. Bu açıdan zekât, sosyal barış, huzur ve dayanışmayı büyük ölçüde destekler.
Zekât vermek, insanı bencillikten, kıskançlıktan ve cimrilikten uzaklaştırır; mal sevgisini ve dünya hırsını kontrol etmesine yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de belirtmiştir ki, “…Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları siler.”
Değerli Müminler!
Fıtır sadakası bilinen fitre, Ramazan-ı Şerif'i sona erdirmenin ve bayrama kavuşmanın bir minnet ifadesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazını kılmadan önce fıtır sadakalarımızı muhtaçlara ulaştırmamızı istemektedir. Bu sayede fıtır sadakası, Ramazan Bayramı’nın merhamet, sevgi, sevinç ve mutluluğun tüm topluma yayıldığı özel bir dönem olmasını sağlar.
Kıymetli Müslümanlar!
Zekât ve fıtır sadakasının esas amacı, öncelikle çevremizde bulunan ihtiyaç sahiplerini gözetmek ve ardından, yardımlarını yardıma muhtaç olan kardeşlerimize ulaştırmaktır.
Bugün bizim için önemli olan; içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı Şerif vesilesiyle, zekât ve fitrelerimizle bir muhtaç kişinin sofrasını açmak, bir borçlunun yükünü hafifletmek, yolda kalmış birine yardımcı olmak veya bir yetimin, bir öksüzün ya da bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında durarak onlara bir umut ışığı olmaya devam etmek, Yüce Rabbimizin bizlere sunduğu imkanları ebedi kazanca dönüştürmek için bir fırsattır.
Hutbemizi Cenâb-ı Hakk’ın şu ayetiyle kapatıyoruz: “Namazı kılın, zekâtı verin. Kendinize ne hayır hazırlarsanız, onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz ki, Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görmektedir.”
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi